Büyük Oyuncaklar
Elinden oyuncağı alınan bir çocuk nasıl da ağlar. Bizlere komik ya da değersiz görünen bir şey için nasıl kavga ederler. Hatta bazen eve gelen misafirlerin çocukları giderken yanlarında birkaç oyuncak götürmek isterler. Tabii ev sahibi çocuk hemen direnişe geçer. Anne babalar ise hemen “ Aa.. ne ayıp kardeşle paylasana çocuğum” tarzı diyaloglara girerler. Oysa çocuğun sahip olduğu tek şey oyuncaklarıdır. O anne babalara sormak isterdim; acaba sizler sahip olduğunuz buzdolabını, televizyonu ya da arabanızı “kardeş” le paylaşır mısınız?
Çocuklar belli dönemlerde belli oyuncaklara sahip olmak isterler mesela beş yaşındaki arabası on yaşında önemsizdir artık. Her yaşın kendine özgü merakları ve oyuncakları var. Aslında yetişkin olunca da bu durum sürüyor. Bazen etrafımdaki yaşlılara bakıyorum da bizim neredeyse hayatın merkezine koyduğumuz birçok şey onlar için önemsiz olmuş.
Çocukken arkadaşınızda görüp de çok beğendiğiniz, hayallerinizi süsleyen bir oyuncak olmuştur mutlaka. Hatta bu hayaller günlerce yada aylarca sürmüş olabilir. Bazen bizler de Sahip olduklarımız yanında bir de birilerinde görüp adına eşya dediğimiz oyuncaklar için zihnimizi ve gönlümüzü harcıyoruz. Sahip olunanlara gönül harcamanın ötesinde sahip olmadıklarımıza harcamak daha da bir erdemsizlik gibi geliyor bana.
Fazla uzattım gene… En iyisi sözü ehline bırakmak.
“Dünya hayatı deniz gibidir. Sen ise sandal gibisin.
Sandal denizde yüzer. Eğer ki sandal delinir de
İçine su almaya başlar işte o zaman batar.”
Mevlana
“İnsanlar ne garip önce para için sağlıklarını,
sonra da sağlıkları için paralarını harcıyor.”
Goethe
Çocuklar belli dönemlerde belli oyuncaklara sahip olmak isterler mesela beş yaşındaki arabası on yaşında önemsizdir artık. Her yaşın kendine özgü merakları ve oyuncakları var. Aslında yetişkin olunca da bu durum sürüyor. Bazen etrafımdaki yaşlılara bakıyorum da bizim neredeyse hayatın merkezine koyduğumuz birçok şey onlar için önemsiz olmuş.
Çocukken arkadaşınızda görüp de çok beğendiğiniz, hayallerinizi süsleyen bir oyuncak olmuştur mutlaka. Hatta bu hayaller günlerce yada aylarca sürmüş olabilir. Bazen bizler de Sahip olduklarımız yanında bir de birilerinde görüp adına eşya dediğimiz oyuncaklar için zihnimizi ve gönlümüzü harcıyoruz. Sahip olunanlara gönül harcamanın ötesinde sahip olmadıklarımıza harcamak daha da bir erdemsizlik gibi geliyor bana.
Fazla uzattım gene… En iyisi sözü ehline bırakmak.
“Dünya hayatı deniz gibidir. Sen ise sandal gibisin.
Sandal denizde yüzer. Eğer ki sandal delinir de
İçine su almaya başlar işte o zaman batar.”
Mevlana
“İnsanlar ne garip önce para için sağlıklarını,
sonra da sağlıkları için paralarını harcıyor.”
Goethe
6 Comments:
Yaw, Murat bu çok güzel bi yazı olmuş.. Aslında ben yine fırsat bulup girememiştim bir iki gündür bloglara.. Hem de akşam yemeği çok güzeldi diye de yazarım bloğa diyordum.. Onu da söylemiş olayım :).
By Ufuk Ilter, at 19 Ekim, 2005 18:00
Sağolasın ufuk,
güzellik görünende değil gören gözde...
By hicanka, at 20 Ekim, 2005 08:52
Murat.. Bir konuk yazısı da sen hazırlarsan sevinirim yahu.. Tek kısıtımız var sitemizde 150 kelimeyi aşmıcaz :)
By Ufuk Ilter, at 21 Ekim, 2005 15:05
Hi hicanka, If you would like to send your ad to the best opportunity seekers please click here responsive safelist.
http://www.submitterbizz.com
responsive safelist
By safelists, at 27 Kasım, 2005 08:50
Hi hicanka, If you would like to send your ad to the best opportunity seekers please click here website promotion.
http://www.submitterbizz.com
website promotion
By safelists, at 30 Kasım, 2005 09:26
Hi hicanka, If you would like to send your ad to the best opportunity seekers please click here website promotion.
http://www.submitterbizz.com
website promotion
By safelists, at 17 Aralık, 2005 11:36
Yorum Gönder
<< Home